Turkuaz Eğitim

ERGENEKON DESTANI

Gene bir gün Gök Türkler Tatarların baskınına uğradı. Sağ kalanların tümü tutsak oldu. Sadece İl Han’ın küçük oğlu Kayan ile kardeşinin oğlu Nüküz karıları ile birlikte Tatarların elinden kaçabildiler. Bunlar eski yurtlarına gelip birçok at, deve, keçi ve koyun aldılar. Fakat çevre hep düşman olduğundan orada kalamazlardı. Kimsenin bilmediği ıssız bir yere çekilmeye karar verdiler. Götürebildikleri mallarını alıp sarp dağlara doğru yürüdüler. Böylece dağa çıktılar.

          Bir gün bir sarp dağın tepesinde, sarp kayalar arasında, geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere rastladılar. Geldikleri yol ise bir yüklü hayvanın bile geçemeyeceği kadar dardı. Bu yoldan giderek çevresi yüksek, aşılmaz, geçit vermez dağlarla çevrili geniş bir düzlüğe rastladılar.

         Bu ülkede akarsular, türlü otlar, meyve veren ağaçlar çok çok idi. Kışın hayvanların etini yiyerek, yazın sütünü içerek geçindiler, yünlerinden, derilerinden giysiler yaptılar. Buraya “Ergenekon” adını verdiler. Kayan ve Nüküz’ün çocukları burada çoğaldı. Dört yüz yıldan fazla oturdular. Birçok oymaklara ayrıldılar.

        Bir gün geldi ki artık Ergenekon’a sığmaz oldular. Toplanıp konuştular. Büyükler:

– “Atalarımızdan işitmişiz ki, Ergenokon dışında geniş yerler, güzel yurtlar varmış. Önceleri bizim yurdumuz o yerlermiş. Düşmanlar soyumuzu kırıp yurdumuzu almışlar. Artık çoğaldık, güçlendik. Düşman korkumuz kalmadı. Öyle ise niçin dağa kapanıp kalalım? Dağlar arasından yol bulup dışarıya çıkalım. Gidip yurdumuza yerleşelim. Kim karşı koyarsa savaşalım, her kim bize dost olursa onunla hoşça geçinelim”, dediler.

        Böyle konuşup karar verilince Ergenekon’dan çıkmak için bir yol aramağa başladılar, bulamadılar. O zaman bir demirci dedi ki:

– “Bu dağda bir demir madeni var. Yalın kata benzer. Madenin demirini eritirsek bir yol açılabilir.”

         Gidip o kayayı gördüler. Demircinin sözünü doğru buldular. Halkı odun, kömür toplamaya saldılar. Sonra kayanın altına, üstüne, yanlarına bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Yetmiş tulumdan körük yaptılar. Ateşi körüklediler. Kaya erimeye başladı. Yüklü bir devenin geçebileceği kadar yol açıldı.

        O kutsal yılın, kutsal ayının kutsal gününün, kutsal saatinde Göktürkler, Ergenekon’dan çıktılar. O günü, o ayı ve o saati iyi bellediler. Çıkarken onları yöneten demirci başbuğun adı “Börte Çene” yani Bozkurt idi. Börte Çene Ergenekon’dan çıktıktan sonra bütün illere elçiler gönderdi ve çıkıp geldiklerini bildirdi.

       Ondan sonra her yıl, o günde, o saatte bayram yaparlar. Başta kağan olmak üzere bütün kumandanlar ve ileri gelenler örsün üstüne bir demir parçasını koyup döğerler. Bu yıldönümü böylece töre kılındı.

Kaynak: TURAN, Metin. Türk destanları. Türk halk edebiyatı içinde, 1998, 42-61.

Welcome to your Ergenekon Destanı

1- Gene bir gün Göktürkler kimin baskınına uğramıştır?

2- Tatarların elinden kaçmayı başaran kimlerdir?

3- Çevresi yüksek, aşılmaz, geçit vermez dağlarla çevrili geniş bir düzlüğe yerleşen Kayan ve Nüküz, buraya hangi adı verdiler?

4- Ergenekon'dan çıkmak için bir yol aramağa başladılar, bulamadılar. Demircinin eritip çıkmayı önerdiği maden ne madenidir?

5- Ergenekon’da çıkarken onları yöneten demirci başbuğun adı nedir?

Eğitimlerimiz Hakkında Bilgi Almak için Hemen Arayın